Pazar, Ekim 29, 2006 - CUMHURİYET |

Bu gün Cumhuriyetin ilan edilişinin 83 ncü yıl dönümü. Tüm tarihi boyunca birileri tarafından yönetilen bir halkın; yönetimi ele alışının, kendisine yakışır şekilde yönetilmeye başlayışının bayramı bu gün.
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı kadrosu ve farklı görüşlerde olsalar da kendini değil vatanını sevmekte birleşen o zamanki TBMM, Cumhuriyeti bu millete hediye etmişlerdir. O zamanın Türkiyesi yakılmış, yıkılmış, işgale uğramış, bu işgalden kurtulmak için neredeyse tüm kaynaklarını tüketmiş bir ülkeydi. Halk ise bitip tükenmeyen savaşlarda nereyse tüm genç nüfusunu kaybetmiş, yoksul, eğitimsiz, kazandığı zafere sonunda mücadele etmekten yorgun düşmüştü. Üstelik bu halk hep birilerinin tebası olmaya alışmıştı. Bu halkı imparatorlukla veya padişahlıkla yönetmeye devam etmek yapılacak en kolay işti. Ancak başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere dönemin tüm yöneticileri zor ve meşakatli yolu seçtiler. Cumhuriyeti ilan ettiler.
Mustafa Kemal kendisini padişah, İsmet Paşa'yı Sadrazam, Fevzi Paşa'yı Harbiye Nazırı, Kazım KARABEKİR'i Hariciye Nazırı yapamazmıydı? Kalksa "ben hem padişahım hem de halifeyim" dese o günkü muhalefet karşı çıksa bile, halk kurtarıcısının peşinden gidermiydi? gitmezmiydi? Bir düşünün lütfen. Ama onlar öyle yapmadı. Koltuklarını, şanlarını, şöhretlerini ve geleceklerini tehlikeye atarak bir millete kendi kendini yönetme hakkını verdiler. Bununla da yetinmediler onlara nasıl çağdaş yaşanılacağını, bu yeni yönetimde ne gibi hakları olduğunu gösterdiler. Çünkü onlar biliyorlardı ki, koskoca imparatorluğu tüm gücü kendinde toplayan yöneticilerin yetersizliği, eğitimsizliği ve hainliği yıkmıştı. Tarihe damga vurmuş bir milletin onuru ve gururunu; para, pul ve uçkur peşinde koşan insanlar ayaklar altına almışlardı. Kanla alınan topraklar para karşılığı satılmıştı. Onlar bunların tekrarlamasına izin veremezlerdi. Bunun için yönetimi halkın kendisine vermeyi uygun gördüler.
Bu gün Cumhuriyet Bayramı. Türk milleti kendisine verilen bu hediyeyi tüm baskılara ve oyunlara
rağmen korumayı başardı. Bunu başardı başarmasına ama; Cumhuriyeti yıkamayan güçler onun anlamını ve adını değiştirmeye çalışıyorlar. Kısmen başardılarda. Bu gün ne yazıkki ilan edenlerin hayalindeki Cumhuriyeti yaşayamıyoruz. Cumhuriyet adının önüne bazı kelimeler eklenmek suretiyle biçiminin değiştirilmesi çalışmaları var. İçeride ve dışarıda Türkiyeyi bir İslam Cumhuriyeti veya Fedaral Cumhuriyet haline getirmek isteyenler çok fazla. Bunların amaçları ülkeyi ya İran gibi molla rejimine sokmak, ya da Irak gibi fiilen parçalamak. Ne yazıkki bu çabalarda bulunan bazı kişiler ülkenin en önemli yönetim kademesindeler veya bu kademelere çok fazla yakınlar.
Halk olarak bu gün içinde bulunduğumuz şartların Kurtuluş Savaşı şartlarından daha zor ve tehlikeli olduğunu görmeliyiz. Unutulmamalıdır ki postalla, silahla işgal edilen ülkelerin kurtulması mümkün olabilir ancak parayla, hukuksuzlukla, hainlikle, ahlak ve kültür erozyonu ile işgal edilen ülkelerin kurtulması çok zor bir iştir. Bugün karşı karşıya kaldığımız durum budur ve üzerimize düşen görevleri yapmanın tam zamanıdır. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Çarşamba, Mayıs 17, 2006 - RUHUNA KAN BULAŞANLAR |

Adı teröre karışmış, ne idüğü belirsiz, yabancı hacı hocaların önünde diz çöktünüz;
İşinize gelen kararlarda alkış tuttuğunuz yargıyı; işinize gelmeyince ulema ile bir tutup, halka şikayet ettiniz;
Çalan, çırpan, siyasi etiği hiç görülmemiş şekilde ayaklar altına alan insanları korurken; devletin güvenlik görevlilerini teröristlerin dolduruşuna gelip hapislere attınız;
Bir zamanlar "Üç Şeytan" dediğiniz ABD, AB ve İsrail'le milletin onuru ve gururunu ayaklar altına almak pahasına içli dışlı oldunuz;
Oy uğruna açtığınız lise kalitesinde bile olmayan üniversitelerden mezun ettiğiniz ama iş imkanı bulamayan gençleri yok efendim "türban" yok efendim "İmam hatip" hikayeleri ile uyuttunuz;
Yatırım yapmak yerine yapılmışları yabancılara yok yere satmayı; toplumsal barışı sağlamak yerine milleti türbanlı-türbansız, dini bütün-laik, alt kimlik-üst kimlik diye bölmeyi tercih ettiniz;
Devletin memurlarını, hakimlerini, komutanlarını sırf tabanınıza şirin görünmek adına tetikçiniz olan terörist yayın organlarının önüne attınız;
Milli eğitimi ümmi; bağımsız yargıyı bağımlı; sağlık sistemini hasta ettiniz;
AB istedi diye milleti mezarda emekli; memuru borçlu; çiftçiyi topraksız; öğrenciyi suçlu; kadını köle yaptınız;
Başınıza çuval geçirenlere; atalarınıza kasap diyenlere; tarihinizi yok edenlere; kırmızı çizgilerinizi çift şeritli otoyola çevirenlere "Ya Rabbi Şükür" derken; karikatür çizen gariban sanatçılara yapmadığınız zulmü bırakmadınız;
Trilyonları iç eden hocanızı yaşlı diye hapisten kurtarırken; aynı yaşlardaki bir adamı sırf içinden gelenleri yazdı diye hapislere atmaya çalışıyorsunuz;
Aç dolaşan halkla alay eder gibi tüm dünyayı dolaştınız; hediye tayları kabul ettiniz;
Gazeteler bombalanır; hakimler öldürülür; askerler tabutta döner; ekonomi sarsılırken; sırf AB'ye hoş görünmek için futbol maçları yaptınız;
Tüm bunları yaparken utanmadınız, çekinmediniz, üzülmediniz de şimdi elinize, yüzünüze, dilinize ve her şeyden çok ruhunuza bulaşan kana neden şaşırıyorsunuz? Merak ediyorum şimdi bu kanı üzerinizden nasıl temizleyeceksiniz?
Bu gün olanlar 83 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş olaylardır. Ve tüm bunların sorumlusunu Danıştay Başkan Yardımcısı Tansel ÇÖLAŞAN tüm ülkeye haykırdı. "Toplumsal Mutabakatı bozanlar bu olayın sorumlularıdır ve onlar kendilerini çok iyi biliyorlar."
|
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Perşembe, Mayıs 11, 2006 - UYAN EY TÜRK! |

Uzun zamandır yazı ekleyemediğimin farkındayım ancak inanın hissettiklerimi ifade edecek hiç bir kelime bulamıyorum. Bir kesim artık Atatürk ve Laiklik düşmanlığını alenen ifade ediyor ve ne yazık ki bu kesimlerin içinde devlet büyükleri de var. Artık asıl yüzlerini göstermeye başladılar. Örnek istermisiniz?
23 Nisan Törenlerinde meclise çocuk diye 22 yaşında İmam Hatip öğrencilerini getirip propaganda yaptılar; Aynı törenlerde Meclis Başkanı Laikliğin tanımını yeniden yapmayı teklif edebildi; cumhuriyetin laikliği koruyan kurumlarına dil uzattı. Başbakan Eski Cumhurbaşkanı ile Türban polemiğine girdi, bunu o kadar uzattı ki sonuçta taraftarları Türkiye Cumhuriyetinin Eski Cumhurbaşkanına "Bunak" bile demeye cesaret etti; yine Başbakan Selanik'te Atatürk'ün anı defterine yazılmış bir yazıyı yırttı; Laik toplum için en büyük tehlike olan, duygular ve inançlar üzerinden para kazanan bir din simsarına beraat kararı çıktı. Artık hiç bir şeyden korkmadan, utanmadan laikliğe saldırıyorlar.
"Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir." M.KEMAL
Atatürk'ün Gençliğe hitabesindeki bu cümleler bu gün içinde bulunduğumuz durumu ortya koymuyor mu? Bugün AB ve IMF istekleri ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmedi mi? Tarımı, İş hayatını onların isteklerine göre düzenlemiyormuyuz? Sırf IMF'in isteği ile yaş ortalamasının 66 olduğu bir ülkede emeklilik yaşı 65'e çekilmek istenmiyor mu? Türkiye Cumhuriyetinde çiftçi her istediği ürünü üretebiliyor mu? AB'nin Türk Tarımını öldürmek için elinden geleni yaptığı hükümetin bunu sağlamak için elinden geleni yaptığı yalan mı? Ordunun eli, kolu ve dili; AB Uyum Yasaları, ABD tehditleri, Hükümetin "Bağımsız" savcıları ile bağlanmaya çalışılmıyor mu? Tüm Avrupa ve ABD'de Ermeni, Rum soykırımı yalanları ile Türkiye Nazilerle bir tutulmaya, altından kalkamayacağı tazminatlara mahkum edilmeye çalışılmıyormu? Bu ülke işgal atında sayılmaz mı? Sosyal ve ekonomik bir işgaldeyiz arkadaşlar artık uyanalım. Silahla Türk milletini esir edemeyeceğini anlayan zihniyetlerin son 80 yıldır oynadığı oyunu ne zaman farkına varacağız? Ne zaman Avrupalılarla yemek yemenin, futbol oynamanın, resim çektirmenin; onların bizimle dost olduklarını, bizi kabul ettikleri anlamına gelmediğini anlayacağız? Ne zaman gaflet ve dalalet uykusundan uyanıp, şahsi menfaatlerini önde tutan vatan hainlerini cezalandıracağız?
Ey uyutulan, duygusuzlaşan, batı hayranı yapılan Türk Gençliği gel kulak ver Atana. Bir yanda seni esir etmeye çalışan sözde uygar ülkeler; bir yanda seni ortaçağ karanlığına götürecek olan din simsarları. Artık onlara baş kaldırma zamanı gelmedi mi? Harekete geçmek için topraklarının üstünde yabancı bayrakların dalgalanmasını bekliyorsan inan o zaman çok geç olacak.
Son sözü yine o büyük önder söylesin.
"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927

|
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazartesi, Nisan 24, 2006 - ANALAR ARTIK KINA YAKMIYOR MU? |
 
PKK'nın artan terör eylemleri, başta Diyarbakır, Şırnak olmak üzere Güneydoğu illerimizde yaşananlar Türk Silahlı Kuvvetlerini harekete geçirdi ve güneydoğu sınırımıza bir çok birlik kaydırıldı. Anlaşıldığı kadarı ile büyük çaplı bir temizlik çok yakında. Tabii ki Türk Silahlı Kuvvetleri ve onun fedakar mensupları canları pahasına yine bu mücadeleye girecekler; siyasiler ve Güneydoğu'daki yeni komşumuz rahat bırakır ise; görevlerini tam anlamı ile yerine getireceklerdir. Bundan hiç şüphemiz yok.
Ancak bu noktada gerek benim gerekse de bu blogu yazıları ile şereflendiren dostum JVC'nin bir takım düşüncelerini açıklamam yerinde olacaktır. JVC bu konuda bana yayınlamam için zehir zemberek bir yazı gönderdi. Yazı çok güzel ve aynı zamanda yazdığı her şeye katılıyorum. (JVC her şeyine katılıyorum. Eksiği var fazlası yok.) Ancak bu özgür ülkenin kanunları o yazıyı burada yayınlamama izin vermiyor. (Dostum beni affet.) Özet olarak JVC diyor ki; yüzyıllardır çocuklarını askere, hatta Çanakkale'de başına kına yakarak ölüme gönderen ana babaların artık sabırları taşmakta. Peki neden? JVC yazısında bunlara çok açık ve net cevaplar vermiş. Bunun sorumlulularını da açık açık söylemiş. Ben ise bunların nedenlerini, sorumlularını kendi görüşüme göre açıklamaya çalışacağım.
Öncelikle terörist başı ÖCALAN yakalandığında çocuklarının intikamının alınacağını düşünen Türk halkı; idama mahkum olmasına rağmen asılamayan bu insan müsvettesi adamın beslenmesinden, çok iyi şartlarda yaşamasından, hala teröristlere avukatları aracılığı ile emirler vermesinden olağanüstü rahatsızdır. Bu adamı Türkiye'nin Kenya'dan kimsenin yardımı olmadan alıp gelebileceğine inanmadığım için; asılamamasını anlayabiliyorum. Birilerine verilmiş bazı sözler olabilir. Bu sözlerden dönmenin faturası çok ağırda olabilir. Bu nedenle asılmamasını anlamalıyız. Ama bir devletin kanunlarına uyan vatandaşlarına gösterdiği babacan yüzü kadar; kendisine ihanet edenlere göstereceği karanlık bir yüzüde olmalıdır. Kimse böyle şey olmaz demesin her ülkenin bu tip faaliyetleri vardır. Bu yüzü bu adama göstermeliydik. Mesela onu ülkeye getiren uçak düşebilirdi; bu adam da ölebilirdi. Bir başka fırsat daha ortaya çıktı aslında; bu adam Şubat 1999'da yakalandı ve İmralı'ya kondu. Ağustos 1999'da tüm Marmara büyük bir depremle sarsıldı. Onbinlerce vatandaşımız öldü. Peki İmralı'daki hapishane'de bu depremde yıkılamazmıydı? Kim ne diyebilirdi? Kimse inanmazmıydı diyorsunuz? İnanmasınlar, siz Sırp Kasap olarak anılan Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan MİLOSEVIC'in AB ülkesi Hollanda'da hapishanede kalpten öldüğüne inandınız mı? Hadi Türkiye'deki hükümetler bunu da yapmadı, bari şu adamı orada biraz yokluk içinde tutsalardı. Adamın yediği önünde yemediği arkasında. Sorarım size kaç şehitin ailesi, kaç gazi onun kadar rahat yaşam şartları altında? Peki bu iki taraftan hangisi bu ülke için o duruma düştü? Hangisi çocuk katili olduğu için hapiste?
Yukarıda yazılanlar bu işin psikolojik yönüdür. Halka işte sizin çocuklarınızı öldüren, sakat bırakan adam layığını buldu mesajıdır. Ama asıl yapılması gereken daha önemli işler vardı. Türkiye bu işleri yapmadığı için bu gün gene şehitler vermektedir. Bu sorun etnik değildir, bazı kesimler istediği için etnik hale getirilmiştir. Sorun sosyaldir. Siz bir vatandaş olarak devletten ne beklersiniz? Ben açıkçası devletin çocuklarıma iyi bir eğitim imkanı sağlamasını, hastalık yaşadığımda devletin sağlık hizmetlerine güvenebilmeyi ve bir benim hakkımı yediğinde devletin kanunlarının beni korumasını beklerim. Peki bir soru daha büyük şehirlerde bile sağlık, eğitim ve adalaet sistemini doğru düzgün çalıştıramayan Türkiye, doğu ve güneydoğu'da bu imkanı ne kadar sağlayabiliyor? Peki Türkiye'nin kendisine bu imkan sağlamadığını gören, ancak İstanbul'da dizilerdeki gibi yaşantı olduğunu sanan Doğulu ve Güneydoğulu vatandaşlarımız bu konuda ne hissediyor? Cevap basit bu durumun kendisi Kürt kökenli olduğu için olduğunu düşünüyor. İşte asıl sorun burada. Öcalan'ın yakalandığı, askeri müdahalenin azaldığı 1999'dan beri geçen hükümetler sağlık,eğitim, adalet hususunda oralarda neler yaptılar? Kocaman bir hiç! Tabii şimdi terör hortlayınca ne diyeceklerdi? "Biz işimizi yapmadık ondan oldu" diyecek halleri yok. "Alt kimlik,Üst kimlikten" dem vuracaklar. Ondan sonrada şehit cenazesine 50-60 koruma ile gelip, kızgın şehit yakınlarını ittirip kaktıracaklar.
Bu halkın kendine özgü değerleri vardır. Bu değerlerden biri de devletine, askerine güvendir. Bu halk imkansız denen askeri zaferleri bu değer sayesinde kazandı. Sakın bu değeri kaybetmesine izin vermeyin. Analar çocuklarını askere gönderirken saçlarına kına yakmazlar ise, işte asıl felaket o zaman gelir.
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Çarşamba, Mart 29, 2006 - FAZLA SÖZE GEREK YOK ! |
Biliyorsunuz ABD Irak'ı işgal altında tutuyor. Nükleer ve biyolojik silahlar bahane edilerek başlatılan bu işgal; silahların bulunamaması üzerine demokrasi gerekçesine dayandırılmaya başlandı. Aşağıdaki adrese tıklayıp güzel bir müzik eşliğinde demokratik Irak'tan görüntüler izleyin. Sonra yorum sizin.
http://nobravery.cf.huffingtonpost.com/ |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
Güncel Bir Tartışma Platformu
Arkadaşlarım
• asmakilit • milkboy • prens tenes • exca164 • batumania • gokcesair • titus • uyandirmaservisi • canandansiirler
Sevdiğim Siteler
»
»
»
»
»
»
»
»
»
»
Free Website Counter
|