MADDE 301. - (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Yukarıda yazılı olan madde, başta mütareke basını olmak üzere bir çok kendini bilmez ve art niyetlinin saldırdığı Türk Ceza Kanunun 301. maddesi. Şimdi bu yazıyı okuyan herkes elini vicdanına koyarak kendi kendine cevaplasın; kaçımız bu maddeyi TCK’dan okuduk? Kaçımız gerçekten maddenin ne anlattığını biliyoruz? Eminim ki çoğunuz bu maddeyi daha önce okumadı. Bir çoğunuz gazetelerde sadece kötü olduğunu okuyup, özgürlüklere engel olduğunu düşündü. Önyargılarla, sırf birileri öyle diyor diye körü körüne bu maddenin kötü olduğunu düşündünüz. Şimdi bunu nereden çıkartın demeyin. Kendimden biliyorum. Biz toplum olarak az okuyan, olayları sorgulamayan bir toplumuz. Birilerinin bize anlattıklarını kabullenmeyi daha çok seviyoruz. Tıpkı İslamı anlamak için Kuran’ı, Atatürk’ü anlamak için Nutuğu, Bir yazarı anlamak için onun kitaplarını okumadığımız gibi. Nasıl olsa birileri bize okuyup anlatır. Ama hiç düşünüyormuyuz bizim için okuyup anlatanlar gerçekten iyi niyetli mi?
Şimdi sizden rica ediyorum. Lütfen yukarıdaki kanun maddesini yeniden okuyun. Kişiler fikirlerini savunmakta, istediklerini yapmakta özgürdürler. Ancak özgürlükleri sınırsız değildir. O sınır başka bir insanın özgürlüğüdür. Yani siz istediğinizi yaparken, istediğinizi söylerken başkasına zarar veremez, ona hakaret edemezsiniz. Bunu yaparsanız zarar gören veya hakarete uğrayan kişi sizi dava etme hakkına sahiptir. Peki bütün bunlar birer doğru ise; devlet neden kendisini aşağılayanları cezalandırma yoluna gitmesin? Bunun düşünce özgürlüğüne ters düşen yanı nedir?
İşin acı olan tarafı bu maddenin kanun koyucu ve uygulayıcı olan hükümet tarafından bile eleştirilmesi. Devlet kendisini aşağılayanlara fırsat vermeye çalışıyor. Bu ne acı bir tablo. Her ne kadar bu hükümetin başbakanı, “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle 312’nci maddeden yargılanmış ve yargılama sonucunda suçlu bulunarak 120 gün hapis yatmışta olsa bile, insan bu yaklaşıma üzülüyor. Bir devlet ciddiyeti arıyoruz vatandaş olarak. Hadi hükümet başka hesaplar peşinde; ya aydın geçinen insanlarımıza ne demeli? Onlar bir ödül almak için bu ülkenin tarihini, onurunu bile ayaklar altına almaktan çekinmiyorlar. Bu ülkenin tarihini bilmeden, İstanbul’un dışına çıkmadan ahkam kesiyorlar. Sırf yurt içindeki hainlere ve yurt dışındaki çevrelere şirin görünmek için ellerinde “Hepimiz Ermeniyiz” pankartları ile benliklerini red ediyorlar. Peşlerine de yıllarca sınav maratonları, gelecek kaygısı, AB rüyaları ile bilinçsizleştirdikleri binlerce genci takıyorlar.
Hrant DİNK bir Ermeni idi. Ama aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı idi. O TCK’ya göre bir suç işledi. Her Türk vatandaşı gibi yargılandı. Suçu mahkemece sabit bulundu. Cezası şartlı olarak ertelendi. Elbette ölmesi üzüntü vericidir. Kesinlikle kabul edilemez. Ama onun ölümünü ne 301’e, ne de 301’e dayanarak onu şikayet eden vatandaşa mal etmemek gerekir. Onun ölümünün sorumluları bu ülkenin gençliğini eğitimsiz, amaçsız, bilinçsiz bir şekilde sokaklara düşüren, art niyetli insanların kucaklarına itenlerdir. Onlar kendilerini gizlemek için suçu 301’e atarlar. Tüm bunları derin devlete mal edebilmek, vatandaşın aklını karıştırmak için televizyon televizyon gezerler; mütareke basınında köşe tutarlar. Hepimiz Ermeniyiz derken en öndedirler, PKK’lı cenazelerinde, ölüm orucuna yatanların başlarındadırlar. Ama onları bu ülke için şehit olan asker ve polis cenazelerinde göremezsiniz.
301 bu ülkenin onuru ve kendini savunma maddesidir. Kaldırılmasını istemek benim nazarımda “vatan hainliği” ile eşdeğerdir. Bu ülkeye istediği gibi hakaret etme hakkını insanlara verecek olursanız, işte o zaman milletin kırmızı çizgilerini aşmış olursunuz. Milletin kırmızı çizgileri sizinkilere benzemez. Yargı bu çizgiyi aşanların cezasını vermez ise millet kendi vermeye çalışır. İşte o zaman ırkçılığa ve bu ülkeyi bölmeye çalışanlara prim vermiş olursunuz. Kanun koyucular ve siyasetçiler konuyu bu yönden ele almalılar.
|