Gizli Gündem

Perşembe, Şubat 15, 2007 - 301; MİLLETİN ONURUDUR.

Kategori: GIZLI GUNDEM

MADDE 301. - (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

 

(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

 

Yukarıda yazılı olan madde, başta mütareke basını olmak üzere bir çok kendini bilmez ve art niyetlinin saldırdığı Türk Ceza Kanunun 301. maddesi.  Şimdi bu yazıyı okuyan herkes elini vicdanına koyarak kendi kendine cevaplasın; kaçımız bu maddeyi TCK’dan okuduk? Kaçımız gerçekten maddenin ne anlattığını biliyoruz? Eminim ki çoğunuz bu maddeyi daha önce okumadı. Bir çoğunuz gazetelerde sadece kötü olduğunu okuyup, özgürlüklere engel olduğunu düşündü. Önyargılarla, sırf birileri öyle diyor diye körü körüne bu maddenin kötü olduğunu düşündünüz. Şimdi bunu nereden çıkartın demeyin. Kendimden biliyorum. Biz toplum olarak az okuyan, olayları sorgulamayan bir toplumuz. Birilerinin bize anlattıklarını kabullenmeyi daha çok seviyoruz. Tıpkı İslamı anlamak için Kuran’ı,  Atatürk’ü anlamak için Nutuğu, Bir yazarı anlamak için onun kitaplarını okumadığımız gibi. Nasıl olsa birileri bize okuyup anlatır. Ama hiç düşünüyormuyuz bizim için okuyup anlatanlar gerçekten iyi niyetli mi?

 

Şimdi sizden rica ediyorum. Lütfen yukarıdaki kanun maddesini yeniden okuyun. Kişiler fikirlerini savunmakta, istediklerini yapmakta özgürdürler. Ancak özgürlükleri sınırsız değildir. O sınır başka bir insanın özgürlüğüdür. Yani siz istediğinizi yaparken, istediğinizi söylerken  başkasına zarar veremez, ona hakaret edemezsiniz. Bunu yaparsanız zarar gören veya hakarete uğrayan kişi sizi dava etme hakkına sahiptir. Peki bütün bunlar birer doğru ise; devlet neden kendisini aşağılayanları cezalandırma yoluna gitmesin? Bunun düşünce özgürlüğüne ters düşen yanı nedir?

 

İşin acı olan tarafı bu maddenin kanun koyucu ve uygulayıcı olan hükümet tarafından bile eleştirilmesi. Devlet kendisini aşağılayanlara fırsat vermeye çalışıyor. Bu ne acı bir tablo. Her ne kadar bu hükümetin başbakanı, “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle 312’nci maddeden yargılanmış ve yargılama sonucunda suçlu bulunarak 120 gün hapis yatmışta olsa bile, insan bu yaklaşıma üzülüyor. Bir devlet ciddiyeti arıyoruz vatandaş olarak. Hadi hükümet başka hesaplar peşinde; ya aydın geçinen insanlarımıza ne demeli? Onlar bir ödül almak için bu ülkenin tarihini, onurunu bile ayaklar altına almaktan çekinmiyorlar. Bu ülkenin tarihini bilmeden, İstanbul’un dışına çıkmadan ahkam kesiyorlar. Sırf yurt içindeki hainlere ve yurt dışındaki çevrelere şirin görünmek için ellerinde “Hepimiz Ermeniyiz” pankartları ile benliklerini red ediyorlar. Peşlerine de yıllarca sınav maratonları, gelecek kaygısı, AB rüyaları ile bilinçsizleştirdikleri binlerce genci takıyorlar.

 

Hrant DİNK bir Ermeni idi. Ama aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı idi. O TCK’ya göre bir suç işledi. Her Türk vatandaşı gibi yargılandı. Suçu mahkemece sabit bulundu. Cezası şartlı olarak ertelendi. Elbette ölmesi üzüntü vericidir. Kesinlikle kabul edilemez. Ama onun ölümünü ne 301’e, ne de 301’e dayanarak onu şikayet eden vatandaşa mal etmemek gerekir. Onun ölümünün sorumluları bu ülkenin gençliğini eğitimsiz, amaçsız, bilinçsiz bir şekilde sokaklara düşüren, art niyetli insanların kucaklarına itenlerdir.  Onlar kendilerini gizlemek için suçu 301’e atarlar.  Tüm bunları derin devlete mal edebilmek, vatandaşın aklını karıştırmak için televizyon televizyon gezerler; mütareke basınında köşe tutarlar. Hepimiz Ermeniyiz derken en öndedirler, PKK’lı cenazelerinde, ölüm orucuna yatanların başlarındadırlar. Ama onları bu ülke için şehit olan asker ve polis cenazelerinde göremezsiniz. 

 

301 bu ülkenin onuru ve kendini savunma maddesidir. Kaldırılmasını istemek benim nazarımda “vatan hainliği” ile eşdeğerdir. Bu ülkeye istediği gibi hakaret etme hakkını insanlara verecek olursanız, işte o zaman milletin kırmızı çizgilerini aşmış olursunuz. Milletin kırmızı çizgileri sizinkilere benzemez. Yargı bu çizgiyi aşanların cezasını vermez ise millet kendi vermeye çalışır. İşte o zaman ırkçılığa ve bu ülkeyi bölmeye çalışanlara prim vermiş olursunuz. Kanun koyucular ve siyasetçiler konuyu bu yönden ele almalılar.

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazar, Ekim 29, 2006 - KAFAMIZA GEÇİRİLEN ÇUVAL

Kategori: GIZLI GUNDEM

      

       Fransa Cumhurbaşkanı Ermenistan'a bir ziyaret yapıyor. Burada Ermenilerin "Sözde Soykırım Anıtını" ziyaret edip göz yaşı döküyor. Hemen ardından Fransa  meclisi "Ermeni Soykırımı Yoktur" demeyi suç sayan bir yasayı kabul ediyor. 301.nci maddeden dolayı bizi kınayan sıkıştıran AB; İnsan Haklarına açıkça karşı olan bu yasayı kınamıyor bile. Türkiye Cumhuriyeti bu olayları seyrediyor. En sonunda da hamasi laflarla Fransa'yı "LÜTFEN" kınıyor. Gösteri yapmak isteyenleri ve Fransız ürünlerini boykot etmek isteyenleri Türkiye Başbakanı engellemeye çalışıyor.

 

      Yunanistan ve Güney Kıbrıs AB Sanayi görüşmelerinde Türkiye'ye veto hakkını kullanıyorlar. Hükümet AB'ye rest çekip,"Almayacaksanız Alın birliğinizi başınıza çalın" demiyor, diyemiyor.

 

      Fransa'da Ermeni Soykırımının oylandığı günün ertesi Ermenistan sınırından Türk Sınırına ateş açılıyor. Açıkça tahrik edilen ülkemiz bu konuda uluslararası çapta herhangi bir girişimde bulunmuyor. 

 

     Kazakistan'da yüzlerce Türk işçisi insanlık dışı bir saldırıya uğruyor. Öldüresiye dövülen işçiler ertesi gün ekmek parası kazandıkları işlerini bırakıp geri dönüyor. Türkiye ve Kazakistan hükümetleri olayın abartıldığını düşünüyor.

 

    Bizde merak ediyoruz. Türkiye'nin onuru ve gururunu ayaklar altına almak bu kadar kolay mı? Dün tüm dünyanın saygı duyduğu ülke nasıl Ermenistan, Kazakistan gibi iki gün önce kurulan ülkerin oyuncağı oldu?  Bu ülkenin dışişleri yokmu? Kafamıza geçirilen çuvalı çıkartmak bu kadar zor mu?

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

Salı, Ekim 10, 2006 - GERİ DÖNDÜK!

Kategori: GIZLI GUNDEM

Evet geri döndük. Uzun bir zamandır bu sayfayı ihmal ediyoruz. Ancak hem iş hayatımız hem de özel hayatımızdaki olaylar bizi bu sayfadan ayırdı. Ama artık hemen hemen her şey yoluna girmeye başladığı için tekrar yazılarımıza döneceğiz. Öncelikle Gizligündeme bir şeyler eklemediğimiz zamanlarda bile bu sayfaya desteklerini ve yorumlarını esirgemeyen tüm dostlara teşekkür ediyoruz. Gizli Gündem gene onurlu, özgür, kültürlü, insana saygılı ve etik değerleri öne çıkaran yazıları ile burada olacak. Bu arada çok yakında Editör ailesi 3 kişi olacak. Minik editör Mart ayında aramızda olacak. Artık bebekler de ilgi alanımızda anlayacağınız. Bizi okuyan ve destekleyen herkese teşekkürlerimizle....

 

EDİTÖR AİLESİ

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

Perşembe, Mart 23, 2006 - SORU SORMAK

Kategori: GIZLI GUNDEM

 

Her cevap aslında bir soru tarafından gebe bırakılır ve medeniyetlerde, insanlıkta bu doğumların bir ürünüdür . Yani asıl olan ya da kutsal olan cevap değil, sorudur. Daha doğrusu soru sormaktır. Daha daha doğrusu DOĞRU SORUYU sorabilmektir.

 

Herkes cevabın ne olduğu peşinden koşar ya da cevap bulmak için bakmadık yer bırakmaz. Ama pek az kişi doğru sorunun ne olduğu üzerine kafa yorar. Zaten bu insanlardır çağdaşlarından ayrılan ve tarihte kırılma noktaları yaratan.

 

Neden mi soru sormak cevap vermekten daha zor ya da daha önemli ?

 

Doğru soruyu sorabilmek demek sorunun oluştuğu ilk noktaya gelene kadar bir çok şeyi cevaplamış olmak demektir de ondan. Yani soru aslında tüm cevapların verildiği, tüm çözümlerin bilindiği, her şeye vakıf olunduğu noktanın bir adım ötesidir aslında. 

 

Onun içindir ki iyi bir soru; aslında bugüne kadar verilmiş bütün cevapları içinde barındıran şeydir.

 

Vesselam, soru sormak zor zanaattir. Okumak ister, araştırmak ister, bilinç ister, fark etmek ister, düşünmek ister, kendini yiyip bitirmek ister, geçmişi bilmek, bugünü  görmek ister. En önemlisi sağlam, kaya gibi bir duruş bekler. Arkasında durmak ister.

 

Hal böyleyken şimdi doğru soruyla tespit edelim sorunumuzun ne olduğunu? 

 

Cumhuriyetin kurulduğundan bu yana geçen 83 yıllık zaman dilimi içerisinde neden milli eğitim politikalarımız hep öğrenciye CEVAP EZBERLETEN bir eksen üzerinde yükseldi ?

 

Neden çok soru soruyor diye anne ve babalar kulaklarını büktü çocuklarının? 

 

 Neden sınıfta doğru soruyu soran değil de doğru cevabı veren hep kırmızı kurdelayı taktı ?

 

Neden hep çözümün ne olduğunu öğrenmeye çalışan hatta çözümü 4 ya da 5 şıklı çözümler listesinin içinden bulup çıkardığında alkışlanan öğrenciler yetiştirildi ?

 

Neden kardelen çiçekleri gibi açmışken sordukları doğru sorular yüzünden dilleri ve dimağları törpülenen insanlarımız yerine olmadık cevaplarla seçim meydanlarında hokkabazlık yapanların ipine takıldı bu halk ?

 

VE NEDEN BU ÜLKE ATATÜRK’ÜN BIRAKTIĞI VE HAYALİNİ KURDUĞU TAM BAĞIMSIZ CUMHURİYET OLMAK YERİNE AMERİKA’NIN VE AVRUPA BİRLİĞİNİN MÜSTEMLEKESİ OLMAYI SEÇTİ ?

 

VE EN ACISIDA NEDEN BU YOK OLUŞTAKİ ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN ÜSTÜ HEP 10.YIL MARŞI İLE  ÖRTÜLDÜ ?

 

YAZAN: JVC

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

Çarşamba, Mart 15, 2006 - YİNE AMERİKA YİNE DOST KAZIĞI

Kategori: GIZLI GUNDEM

      

 

       Suriyeli Kürt Gruplar Amerikan kongresinde bir toplantı düzenlediler. Kongre'deki bir konferans salonunda, tarihteki tek kürt devleti bayrağı altında yapılan toplantıda Ortadoğu da demokrasi ve özgürlüklere! verdiği destekten ötürü ABD Başkanı BUSH ve Dışişleri Bakanı RICE'a teşekkür edilirken; neredeyse Türkiye'nin yarısını içine alan bir Kürdistan haritasını içeren bir broşür dağıtıldı. Bu adamlar o kadar yüzsüzler ki haritada Ankara, Trabzon, Antalya bile Kürdistan sınırları içöinde gösteriliyor. Ben haritayı buraya koymaya utandım merak edenler http://www.milliyet.com.tr/2006/03/15/guncel/gun05.html adresinden bakabilirler.

 

        İşte en büyük müttefikimiz, kadim dostumuz Amerika'nın senatosunda yapılanlar bunlar. Bir filmden rahatsız olan Amerika; gerçek dünyada Türkiye'nin paylaşıldığı toplantılara ev sahipliği yapıp; övgüler alıyor. Merak ediyorum Dışişleri Bakanlığımız bu konuda ne yapacak? Sayın Başbakan nasıl bir beyanat verecek? Ne zaman onurumuza, gururumuza sahip çıkılacak?

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Güncel Bir Tartışma Platformu

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Arkadaşlarım

asmakilit
milkboy
prens tenes
exca164
batumania
gokcesair
titus
uyandirmaservisi
canandansiirler

Sevdiğim Siteler

» MustafaKemal.net
» itiraf.com
» Şikayet Var
» NTVMSNBC
» Futbol Defteri
» Mekanımız Mutfak
» Biliyormusun.net
» Şiir Dostu.com
» Gökmen Fotograf Galerisi
» Memurlar.net













Counters
Free Website Counter